Bir Takım Şeyler

Proje günlüğü

Herhangi bir proje üzerinde çalışırken, zamanla ortada o proje ile ilgili bir çok materyal birikir. Müşterinizden gelen spekler, proje dokümantasyonu, ürünün son halini vermiş tam yeni sürümü çıkaracağınız esnada e-posta ile gelen spek güncellemeleri, proje’ye ilişkin e-postalar… Özellikle de e-postalar, bunların arasında belki en önemlileridir. Proje’nin tarihçesi e-postalarda gizlidir. İçlerinde herhangi bir ihtilafta kurtarıcınız olacak, müşterinize delil olarak gösterebileceğiniz - ama bunun böyle olmasını siz istemiştiniz - malzemelerini taşırlar. Aynı zamanda proje süresince müşteri ile sorunların tartışıldığı ve kararların alındığı ortamlardır.

Proje ile ilişkili materyallerin düzenli bir şekilde saklanıyor olması önemlidir. Eğer bu konuda dağınıksanız, ilerde sıkıntı çekmeniz kaçınılmazdır. Klasör klasör dokümanlarınızı arar, e-postalarınız arasında kaybolursunuz. (more…)

Yurdum Ar-Gesi

Geçtiğimiz aylarda bir ekonomi dergisinde kapak olarak “Ar-Ge’ye En Çok Kaynak Ayıran 100 Şirket” başlıklı bir konu işlenmiş. Çeşitli sektörlerde yer alan firmaların 2006 Ar-Ge harcamaları, yıllık Net satış gelirleri ve bu değerlerin birbirine oranları alınarak bir tablo hazırlanmış. Tablo’ya baktığınızda bu oranın en fazla olduğu sektörün %55′ler civarında bilişim sektörü olduğu, geri kalan sektörlerde ise bu oran’ın ortalama %1′ler mertebesinde olduğunu görüyorsunuz. Yazıda da buna dikkat çekilmiş zaten.

Fakat siz gelin de, şu Ar-Ge harcamaları ne kadarmış diye bir bakın. 100. sıradaki şirketin 2006 yılı Ar-Ge harcamasını yazıyorum: Tam tamına 13.000 YTL. Yeni Türk Lirasına halen alışamamış olanlar vardır belki, onlar için eski Türk Lirası ile yazayım: 13 milyar lira. Evet, yani aylık ortalama 1 milyar Türk Lirası. Neymiş? Ar-Ge harcamasıymış.

Keşke ilk 10 ya da ilk 50′yi yazsalarmış da bunu yazmasalarmış. Öğrenmeyi verseymişiz. Türkiye’nin Ar-Ge’ye En Çok Kaynak Ayıran 100 Şirket’ini.

Seneye bu listeye ben şahsım adına başvuracağım. Belki kapak konusu filan olurum. Manşet şöyle olabilir mesela: “Özel sektöre Ar-Ge konusunda kafa tutan Türk genci” ya da “Ar-Ge’de ben de varım, korkun dedi”.

Şimdi; biz de icabında araştırıyoruz, kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Araştırma-Geliştirme. Ar-Ge işte. Bedava da olmuyor bu iş tabi. Bunun dergisi var, kitabı var, seminerlere gidip-geliyoruz, yol, yemek masrafı var. Aylık aboneliğimiz olan dergiler var, siteler var. Değil mi? Bunları topla, çarp, böl. Ne oldu? Biraz da gayret ettik mi 99; olmadı, 100. oluruz biz de canım.

Neyse… Şükredelim yine ki, bu Ar-Ge harcamalarının neler olduğunu yazmamışlar…

Kuluçka devresi

Conceptual Blockbusting kitabında James L. Adams, her hangi bir problemi çözebilmek için o problem hakkında belirgin ve yoğun bir süre kafa yormayı, beyni şarj etmeye benzetiyor. Meydana gelen düşünceler ile başlayan sürece de kuluçka devresi denildiğini anlatıyor. Problemin çözümü o anda belirmese de, hiç beklemediğimiz bir anda kafamızda bu çözümün belirebileceğinden bahsediyor.

Yoğun çalışma dönemlerinde üzerinde çalıştığınız projenin takıldığınız bir yerini uyurken çözdüğünüz ya da yeni uyandığınızda çözümü orada hazır bulduğunuz anlar olmuştur. Aslında yaşayarak, hissederek öğrendiğimiz şeyler olsa da, benzer şeylerin bu şekilde bir yerlerde anlatıldığını, yazıldığını gördüğümde daha anlamlı bir hal alıyor kafamda. Sanki bilinçsizce kullandığım bir yeteneğin nasıl çalıştığını öğrenmişim de, artık istediğim ve ihtiyacım olan bir anda kullanabilecekmişim gibi hissettiyor bana hep.

Kuluçka (Incubation) ve düşünce kelimelerini aratınca Graham Wallas isminde bir şahsiyetle tanıştım. 1922 yılında yazdığı “The Art of Thought” isimli kitabında yaratıcı düşünceyi dört safhaya ayırmış: hazırlık (preparation), kuluçka (incubation), aydınlanma (illumination) ve doğrulama (verification). Buna göre de bir problem üzerinde çalışırken bir türlü çözüme ulaşamıyorsanız, çözüme ulaşmanın yollarından birinin de, problemle uğraşmayı bir süre bırakmak olduğu gibi acayip sonuçlar çıkartılıyor.

Kopete Parolaları

Siz de benim gibi sürekli kullandığınız anında mesajlaşma servis hesaplarınızın parolalarını unutuyorsanız ve bu servisler için kopete kullanıyorsanız, buyrun.

Girl In the Tower

Evanescence’in Fallen albümünden Hello şarkısını dinlerken, müziği bana eski bir oyunu hatırlattı: King’s Quest VI.

En sevdiğim oyun türüydü “adventure” oyunları. Oturduğumda başından kalkamazdım. Favori oyun firmam tabi ki Lucas Arts’dı. Tüm “adventure” serisini oynayıp bitirmişimdir. Hatırladığım rekorlarım The Dig ve nispeten klasiklere göre yeni sayılabilecek Grim Fandango oyunlarını aralıksız 2 günde bitirmem.

Sierra’nın oyunlarını Lucas Arts’a tercih etmezdim. Ama King’s Quest VI: Heir Today, Gone Tomorrow başka. Özellikle oyun içindeki müzikleri, müziğin yarattığı atmosfer, oyuna bambaşka bir renk katıyordu. Müziklere ulaşabilir miyim diye biraz araştırınca, oyunun orjinal CD’sinde audio track olarak kayıtlı bulunan “Girl In The Tower” şarkısına ulaştım. Bu parça yalnızca bu oyun için özel olarak hazırlanmış. Müzikler oyun ile birleşince çok daha bir güzel oluyordu tabi ki.

Bu adresten bir çok eski Sierra oyununa ait yine nostalji yapılabilecek müzikleri bulabilirsiniz.

About security ninjas

What is a security ninja?

Well, hard to define them actually. They are superior beings that are able to handle huge armies of bugs single-handedly.

Following are some of the attributes of security ninjas:

1. They don’t sleep. There is no time to sleep for a security ninja. Bugs can come from any where, any time.

2. One security ninja is actually an army of security ninjas. And yes, this is recursive! But can not be understood by mere mortals.

3. They are so fast that they nearly kill the bugs before they appear.

4. They are the masters of many arts. Some say this can not be done. Obviously this is related to the speed of security ninjas that they craft their arts in the blink of an eye that can not be catched by those.

5. The one thing that a security ninja hates most is a bug specie named Paradisea haemastica perspicillata (aka. php).

An urban myth says, a project named “Pardus” at the sacred woods of Gebze has a one of a kind security ninja.

older posts :: newer posts

  • Categories

  • Archives

  • Currently Reading

  • Quotes

    "Chance favors the prepared mind." - Louis Pasteur
  • Links

    Pardus... Özgürlük İçin...