Çok uzun zamandır beklediğim gün geldi ve bugün “Superman Returns“‘e gidebildim. Evet, en sevdiğim çizgi roman kahramanı, Superman. İlk olarak Christopher Reeve’in oynadığı filmleri ile tanıdığım, Superman. O filmleri kaç kere tekrardan izlediğimi bilmiyorum. :)

Yıllar önce, yeni sinema uyarlamasının çekileceği haberleri çıktığında ne kadar sevinmiştim. Sürekli yeni haberleri takip eder, sonunda da hep hayal kırıklığına uğrardım. Ya çekilecek senaryo hoşuma gitmez, ya da yönetmenlerin oynatmak istedikleri oyuncuları görünce moralim bozulurdu. Nicholas Cage’i Superman rolünde düşünebiliyor musunuz? Kaç tane senaryo, kaç tane yönetmen değişti. Sonunda bu iş kendisi de bir Superman fanatiği olan Brian Singer‘a düştü.

Sinema uyarlamalarında en sevmediğim şey, ki fanatiklerin çoğu da aynı düşüncededir, çizgi romana sadık kalınmaması. Yönetmenlerin bunu neden anlayamadıkları da, benim hiç aklımı almaz. Çizgi romana göre kahraman’ın yapabildiği herşey, fanatiğin dünyasında, gerçektir, bunların dışında kalan her şey de saçmadır. Superman IV’de Çin seddi yıkılır, Superman gelir ve gözünden ışınlar çıkararak Çin seddini onarır. Yaw, ne yapıyorsun ki sen? :) Bu yüzden Brian Singer’ın yönetmeni olacağını duyduğum zaman, bu konuda hiç bir tereddütümkalmamıştı. Sonuç olarak da beni tatmin eden çok güzel bir film izledim.

Film daha çekim aşamalarında iken bulabildiğim tüm haberleri, resimleri ve klipleri takip ederdim. Bluetights.net adresinde yayınlanan Brian Singer’ın video journal’ları ve resimler bana her şeyin yolunda gittiğini gösterirdi. Ben de heyecanla yapımın bitmesini beklerdim. Filmin vizyona girmesine az zaman kala da tüm trailerlar’ı ve 11 adet film’den kısa sahneler içeren kliplerin tamamını izlemiştim. Artık neredeyse filmi montajlayacam diyordum. :) Keşke izlemeden gidebilseydim,
daha fazla zevk alacağım kesindi. Ama kendimi tutabilmem de mümkün değildi tabi :)

Film’in içeriği hakkında izlemeyenleri de düşünerek bir şey söylemeden, genel anlamda bir iki şey söylemek isterim tabi. Bazı eleştirmenlerin yazdığı gibi film gerçekten de Superman I (1978)‘e fazlasıyla gönderme yapıyor. Ama ben bunu kötü olarak yorumlamadım. Film tam anlamıyla bir devam filmi olarak düşünülmüş. Yani ilk 4 seride neler olduysa, bittiği yerden devam ediyor. Bu yüzden de klişe gibi görünen bir çok yer, aslında filmle bağdaşıyor. Senaryo da oldukça iyi ve sürükleyici. Ancak devamını nasıl getirirler merak ediyorum. İlginç olacak çünkü. ;)

Açıkçası eleştirmenlerin görüşleri hiç bir zaman umurumda olmadı. Sinema’yı sanat olarak değil, hep bir eğlence olarak gördüm. Eleştirmenlerin “tam not” verdiği filmleri her zaman sıkıcı bulmuşumdur. Genelde de beğenmediklerini, beğenirim zaten. Sanırım kafam bu sanat işini pek basmıyor.

Son bir şey daha söyleyeyim, filmin 20 dakikası’nın IMAX 3D teknolojisi kullanılarak 2 boyutlu görüntüden, 3 boyuta çevrilerek zenginleştirildiğini biliyordum. Bu yüzden filmi İstanbul’da bildiğim tek IMAX 3D sineması olan AFM Maltepe Carrefour’da izlemek istedim. Ancak öğrendim ki, filmin 3 boyutlu versiyonu Türkiye’ye
gelmemiş. :( Neyse.. Film Amerika’da vizyona girdikten tam bir ay sonra da gelse, sonuçta geldi ve izledik. Elalem sinema’yı kafasına göre ülkeye sokmayıp, yıllık gösterimleri de sınırlıyormuş ya, buna da şükür. :)